‘Edebiyat, toplumu yönlendirecek güçtedir’

NHKM tarafından düzenlenen “Edebiyat Günleri” etkinlikleri İzmir’de başladı.

“Çürüme Edebiyatının Anatomisi”nin ilk iki oturumunda, Metin Tülü ve Hasip Akgül’ün sunumları ilgiyle izlendi.

YENİ NESİL EDEBİYATÇILAR NE ANLATIYOR?

Metin Tülü, sunumunda, “yeni nesil edebiyatçılar” olarak örneklediği Murat Uyurkulak, Murat Menteş, Hakan Günday, Emrah Serbes gibi yazarların üretimlerini ve işledikleri temaları ele aldı.

1980 sonrası edebiyat alanından çekilen solun bıraktığı boşluğun, liberalizm tarafından doldurulduğunu belirten Tülü, toplumdaki ana çatışmanın toplumsal sınıflar yerine kimlikler üzerinden kurgulandığını; dünyayı değiştirmek iddiasının yerini sistem içinde elde edilecek kırıntılarla yetinme arayışında olan sivil toplumcu yaklaşımın aldığını; birey sorunlarını ön plana çekerken toplumla bağını koparmış bir yazının ortaya çıktığını söyledi.

Söz konusu yazarların ortak temalarının, ontolojik olarak “kaybeden olmak” ya da “edilgen masumiyet” gibi konular etrafında şekillendiğini ifade eden Tülü, konunun ve kişiliklerin emek süreçlerinden bağımsızlaşmış, amaçsız bir şekilde okuyucuya aktarıldığı saptamasında bulundu.

Tülü, sanatın diğer dallarından da örnekler vererek, yeni nesil yazarların, geleneklerinden ilerici bir kopuş yaşayan bir toplumun geleceğiyle arasında kurduğu bağı kurgulayamadığının, bunun hem okuyucuyu hem de toplumun genelini olumsuz etkilediğinin altını çizdi.

Tülü, ihtiyaç duyulan edebiyatın, sadece “çağın ruhunu yansıtmak”la kalmayarak onun ötesine geçen, “bütünlüklü, hedefi olan, yan yana durabilen, belirli bir doğrultuya gidebilen” bir toplum hedefiyle yola çıkan eserlerle gerçekleşebileceğini, kültürün böyle bir rolü ve gücü olduğunu söyledi.

SEFALETİ GÖRMEZDEN GELDİKÇE SEFİLLEŞEN SANAT

Günün ikinci oturumundakİ sunumunda, yazar Hasip Akgül, yoksulluk ve sefalet kavramları arasındaki ayrıma değinerek, yoksulluk durumunun sınıfın farkında olarak yaşadığı bir hal olduğunu, fakat yeni bir fenomen olarak sefaletin insanların farkında olmadan içinde bulunduğu bir gerçekliğe işaret ettiğini anlattı.

Politika ve edebiyat arasındaki bağıntının altını çizen Akgül, edebiyattan siyasal aktörlerin rolüne soyunmasının beklenmeyeceği, ama “yoksulların umudunu yitirmemiş bir savaşı olduğunu” ve edebiyatın bu konu üzerinde düşünmesi gerektiğini belirtti. Gerçekliği temel almayan hiçbir biçim çalışmasının kalıcı bir sanata dönüşemeyeceği vurgusu yaptı.

Oturumların sunum sonrasında, dinleyicilerin soru ve katkıları alınarak üzerinde tartışıldı.

2 thoughts on “‘Edebiyat, toplumu yönlendirecek güçtedir’

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir